online kontör yükle, avea kontör yükle, vodafone kontör yükle, turkcell kontör yükle

Huzur Pınarından Damlalar - 31 Ekim 2011

Ekim 31, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

-Büyüklerin ruhlarından istifade edebilmek için bazı şartlar
vardır. Birincisi, tanımak, bilmek. İkincisi, inanmak. Üçüncüsü,
sevmek. Sevmek lafla olmaz, yolunda gitmekle olur. 

                  -Maddi silahlardan daha tesirli silahlar da vardır, hedef
şaşırmaz, tutukluk yapmaz, te'sir kesindir. Bu manevi silah,
büyüklerin ruhlarıdır. Hatırlandığı anda orada hazır bulunur. An
bile değil, başka kelime olmadığı için "an" deniyor.

                  -Bu yolun büyükleri kendilerine bağlı olanlardan gâfil değildir.
Onlara kimse kafa tutamaz. Onlara kafa tutanın işi de, başı da,
saâdeti de gider.

                  -Büyüklerimizin yaşadığı gibi yaşamağa ehemmiyet veriyoruz.
İnşallah sevdiklerimizin yanında oluruz. Kerim kereminden
vazgeçmez.

                  -Silsile-i aliyyenin isimleri okunan yere, hem ruhları gelir, hem
de oraya rahmeti ilahiyye yağar.

HUZUR PINARI

Afv etmek günahları örtmektir

Mayıs 4, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

Büyük bir zat buyuruyor ki; afv etmek günahları örtmektir, mağfiret
etmek tamamen kaldırmaktır. Onun için mümin Allahü tealadan afv ve
mağfiret ister…  Allahü teala da afv ve mağfiret ederse her şey tamam
olur.  Allahü tealanın bir kulundan razı olması o insan için en büyük
müjdedir.

            Müminin en güzel duası, müjdesi, birine Allahü teala senden razı olsun
demektir. Büyükler buyuruyor ki; “Eğer Allahü teala bir kulundan razı
olursa, ona her şeyi vermiş demektir”.  Cenabı Hakk razı olduklarını
razı olduğu yerde bulundurur. Rabbimizin de razı olduğu yer cennettir.
Cennete gitmeği istemelidir. Buyuruluyor ki; “vermek istemeseydi, istek
vermezdi”.. Cenabı Allah kuluna bir şey vermek isterse ona bir şeyler
söylettirir, istettirir. O vermek istediğini sebeple verdiği için bizim
sebebe yapışmamızı ister, yani “Ya rabbi bize cennetini ver” dedirtir,..
söyleten O, verecek olan da O.

            İmam-ı Rabbani hazretleri, bu yolda feyz vardır, buyuruyor. Afrikada da
olsa istifade eder buyuruluyor. Ancak iki kişi feyz alamaz. Biri
inciten, biri inkar eden. İncitmek itiraz etmekle, inkar da reddetmekle
olur. İnkar eden mahrum kalır. İncitmedikten sonra, inkar etmedikten
sonra istifade eder. Peygamber efendimiz, “aleyhisselatü vesselam”
buyuruyor ki; Nerde ilim varsa orda din vardır, nerde ilim yoksa orda
din yoktur. Bilerek yapmak da lazımdır. Namazın farzlarını yerine
getirmezseniz, namaz olmaz, orucun farzı yerine gelmezse oruç
olmaz…ilm şarttır.. ama doğru kaynaktan.

             Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de birlikte
olacaklardır.

DOĞRU KİTAP OKUMALI

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

DOĞRU KİTAP OKUMALI         
    
            Peygamberler vasıtası ile, Allah tarafından bildirilmiş olan yaşamak
yoluna (Din) denir. İnsanların yaptığı yaşamak yoluna (Kanûn) denir.
Din, anadan, babadan ve kitaptan öğrenilir. Dinsiz insan olamaz. Her
insan, dininin emirlerine uygun olarak yaşar. Dinine uyanın, dünyada
rahat yaşayacağına ve ahirette Cennete giderek, sonsuz saadete
kavuşacağına, başka dinde olanların, dünyada sıkıntı çekeceklerine ve
ahirette Cehennem ateşinde sonsuz yaşayacaklarına inanır. Herkes, dinini
övmektedir. Propagandalarla, reklâmlarla herkesi kendi dinine
çağırmakta, böylece kendi dininin doğru olduğuna inanmakta ve herkesi
inandırmaktadır. İnsanın dünya ve ahiret saadeti, dinine bağlı olduğu
için, insan, anasından, babasından öğrendiği dinine bağlı kalmamalı ve
propagandalara ve reklâmlara aldanmamalı, mevcut dinlerin hepsini
incelemeli, doğru olduğunu anladığı dine sarılmalıdır.

            Hakîkat Kitâbevi’nin çıkardığı kitaplar, bütün dinleri tarafsız olarak
bildiriyor. Uzun senelerin tetkiki neticesinde, bütün dinleri
okuyucularına haber veriyor. İslâm dininin ise, hiç değiştirilmemiş hak
din olduğunu, bütün insanlara saadet yolunu gösterdiğini, inanılacak
dinin yalnız İslâmiyet olduğunu bildiriyor. Tahsilli, akıllı her gencin,
Hakîkat Kitâbevi’nin kitaplarını muhakkak okumalarını tavsiye ederiz.
Aklı ile, ilmi ile, vicdanı ile karar vererek, saadete kavuşmaları,
yalan ve hileli yazılar ile okuyucularını aldatanların tuzaklarına
düşmemeleri, dünyada ve ahirette felâketlere, sonsuz azaplara
uğramamaları için duâ ederiz.

            Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye s.1207  
    
               
    
            Yaşlılara saygı göstermek, Allahü teâlâya tâzimdendir. Hadîs-i şerîf

Mü’minin duasını almak

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

Mü’minin duasını almak   
    
            Ma’rûf-i Kerhi hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” oruçlu olduğu bir gün
idi. İkindi vaktine yakın pazardan geçerken bir sakanın (sucunun): “- Bu
sudan içene Allah rahmet ve bereketi ile muâmele eylesin!” diye duâ
ettiğini gördü ve icâbet edip orucunu bozdu.

            Yanındakiler: “- Efendim, orucunuzu niçin bozdunuz?” dediler.

            Mârûf Hazretleri: “- Sakanın duâsındaki berekete nâil olmak istedim.”
buyurdu.

            Vefâtından sonra kendisini rüyâda görüp sordular: “- Allah sana nasıl
muâmele etti?”

            Cevap verdi: “- Sakanın o hâlisâne duâsı bereketiyle Rabbim beni
bağışladı. Bana merhametle muâmele buyurdu.”

İlim, amel ve ihlâs

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

İlm, amel ve ihlâs 
    
            Muhammed Ma’sûm Fârûkî “kuddise sirruh” hazretleri buyurdular ki;

            Velîden her an yayılan feyz, nûr, herkese isti’dâdı kadar gelir.
İsti’dâd, Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak, bid’atlardan sakınmak ve
ahkâm-ı islâmiyyeye uymakdır. İsti’dâdı çok olana çok feyz gelir. Gelen
feyzlerden, ihlâsı ve muhabbeti kadar feyz alır…

            İslâm dîninin temeli üçdür: İlm, amel ve ihlâs. İlm, îmân, fıkh ve ahlâk
bilgileridir. Fıkh bilgilerine  (ahkâm-ı islâmiyye), ahlâk bilgilerine
(Tesavvuf) denir ki, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarında yazılı olan
bilgilerdir. Amel, bu bilgilere uygun olan işlerdir. İhlâs, ilmin ve
amelin Allah rızâsı için, ya’nî, Allahü teâlânın sevgisini kazanmak için
elde edilmesidir. Bu üç temel şeye mâlik olan müslimâna (İslâm âlimi) ve
(Hakîkî müslimân) denir. Bu üç temel şeyden biri noksan olup da, Ehl-i
sünnet âlimlerinin kitâblarına uymıyan yazılar ve konuşmalar
yayınlıyarak, kendisini, islâm âlimi tanıtan kimse (Kötü din adamı) ve
(Zındık)dır. Meselâ, din bilgisi çokdur ve her ibâdeti yapar, fekat,
ihlâs yok ise, ya’nî bunları, mal, mevkı’, şöhret kazanmak gibi dünyâlık
elde etmek için yapan kimse, hakîkî müslimân değildir, zındıkdır.

Allahü teâlâ’dan kendisi için cennet istedim

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

Allahü teâlâ’dan kendisi için cennet istedim  
    
            İbrahim Edhem “rahmetullahi aleyh” hazretleri bir gün sahraya çıktı, bir
askerle karşılaştı. Asker kendisine “Sen köle misin?” dedi. İbrahim
Edhem hazretleri “Evet” dedi. Asker “Mâmur yerler nerede?” dedi. İbrahim
Edhem hazretleri (kabristanı işaret ederek) “İşte!” dedi. Asker “Ben
mâmur yerleri istiyorum!” deyince, İbrahim “İşte mâmur yerler
kabristandır” dedi. Asker kızdı ve onun başına kırbaçla vurdu.
Arkadaşları askere dediler ki: “Sen ne yaptın? Bu, İbrahim Edhem
hazretleridir” Bunun üzerine asker, atından inip el ve ayaklarını öperek
kendisinden özür diledi. Sonra İbrahim Edhem hazretlerinden “Sen neden
askere ben köleyim dedin?” diye soruldu. İbrahim Edhem hazretleri “Ben
Allah’ın kölesi olduğum için ‘evet’ dedim. Fakat o benim başımı
kırbaçlayınca ben Allahü teâlâ’dan kendisi için cennet istedim”

            Bunun üzerine kendisine soruldu: “Nasıl olur? O sana zulmetti, sen ona
cennet istiyorsun”

            İbrahim Edhem hazretleri: “Ben onun eliyle bana dokunan eziyetten ötürü
mükâfât göreceğimi biliyorum. Bu bakımdan benim ondan nasibimin hayır
olup da, onun benden nasibinin şer olmasını istemedim!” dedi.

Huzur Pınarından Damlalar - 21 Nisan 2011

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

            İslâm âlimleri buyurdular ki; “Cenab-ı Hak ezelde şöyle takdir etmiş,
şöyle karar vermiştir: Kullarım neyi isterse, istedikleri şeye
kavuşmaları için, uygun şartları onlara hazırlarım. Kullarım neyi talep
ederse, o talep ettiklerine kavuşsunlar diye önlerine uygun şartlar
koyarım.” Bir zamanlar insanlar Allahü tealadan cenneti talep ettiler. O
zamanlar Allahü teala kum gibi evliyalar yarattı. Evliyaların varlığı,
insanların kurtulması için en iyi sebeptir. Çünkü insanlar Rabbimizin
rızasını istiyorlardı, cenneti istiyorlardı. Allahü teala onları cennete
kavuşturacak yolu açtı. Allahü teala âlimler gönderdi, evliyalar
gönderdi, millet de rahat etti. Sonra insanlar dünyalık ister oldular.
Ehli dünya oldular. Cenabı hak aynı yerde, akla dünyalık olarak ne
gelirse onları yarattı. Şimdi, biz Rabbimizin rızasını istediğimiz
müddetçe, onun kullarına iyilik etmek istediğimiz müddetçe, ve de içinde
bulunduğumuz ülkenin şartlarına, kanunlarına tam uyduğumuz müddetçe,
birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz müddetçe, sevgi ve muhabbetimiz
devam ettiği müddetçe, bu hizmetler kıyamete kadar devam eder. Çünkü
Büyükler buyuruyor ki, Hazreti Mehdi gelecek, İctihadı İmam-ı Azam gibi
yani Hanefi mezhebine uygun olacak, (ama ictihadı öyle çıkacak).
Müceddid olacak. İmamı Rabbani hazretlerinin mektubatını okuyacak. Demek
ki mektubatın ilmi, mektubatın izahı kıyamete kadar devam edecek. Kim
buna layıksa, kim buna münasipse Allahü teala onların elinde bunları
devam ettirecek.

            Bir insanın elinde veya cebinde çok kıymetli pırlanta olsa 24 saat onu
düşünür. Aman hırsız gelmesin. Aman kaybolmasın. Aman çalınmasın; 24
saat hep aklı orda. İşte bu nimetin kıymetinin büyüklüğü anlaşılırsa,
onun muhafazası için o kadar hassas davranılır.

            Ahiret var, ölüm var, cennet var, cehennem var… Üçüncü bir yer yok
çünkü. Ya siyah ya beyaz… Onun için büyükler buyuruyorlar ki, günah
yazılır. Ama sevap..! Onun ne olduğu belli değil. O sevab Rabbimizin
rızasına uygun mu oldu, kabul mu oldu, red mi oldu onu Allah bilir. Ama
günahta böyle bir şüphe yok. Onun için iza câe suresinde Allahü teala
buyuruyor ki, ” kim Allaha tövbe istiğfar ederse onu mutlaka
affedeceğim.” Büyükler buyuruyor ki, Allah verdiği sözden dönmez.

            Dünyada en zor şey, ehli sünnet itikadında olmaktır. Cenabı Peygamber
buyuruyor ki, “benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. 72’sinin itikadı
bozuk olacak, cehenneme gidecek, itikadı düzgün olduğu için biri
kurtulacak. İşte bu, ehli sünnet vel cemaat fırkasıdır. Peygamberimizin
cemaatine ve sünnetine tabi olandır. Cemaat demek Eshabı kiram demektir.
Sünnet de İslamiyet demektir. Ehl-i sünnet vel cemaatin manası budur.
Benim cemaatime ve sünnetime tabi olan kurtulacaktır buyuruldu.

            Şimdi 73 tane altın koysalar önümüze, 72’si sahte olsa biri sağlam olsa.
Kolay değil ki bulmak. Onun için Allahü teala kullarım böyle rastgele
konuşmasınlar, rastgele yol tutmasınlar diye mürşidler göndermiş,
eserler göndermiş, kitaplar göndermiş. Bize ne kalmış; peki demek…
İşte eğer biz peki dersek, kendimize değil de, bize ehl-i sünnet
itikadını anlatan mübarek zatlara peki dersek dünyada rahat ederiz,
ahirette de cennete gideriz.

            Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri gibi çok büyük bir evliya buyuruyor
ki, hocama kavuştum, aklımı bıraktım ve kurtuldum.

            Büyükler buyuruyor ki, Allahü tealanın sevgili kullarına kim kavuşursa
imanını kurtarır. Çünkü bu Büyükler, gökteki yıldızlar gibidir.

HER GÜN YAPILACAK 10 FARZ

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

HER GÜN YAPILACAK 10 FARZ         
    
            Sabah olunca, akşama kadar şu on şeyi yapmak insana farzdır:

            * Yataktan kalkınca, Cenâb-ı Hakkı anmak ve ona hamd ve şükür etmek. Tûr
Sûresi’nde meâlen, buyuruldu ki:
            “Kalkacağın zaman da Rabbine hamd ile tesbih ve tenzih et!”

            *  Avret mahâllini yani örtünmesi gereken yerlerini örtmek.

            * Cünüp ise gusletmek. Namaz için, abdest almak.

            * Allaha tevekkül etmek.

            * Namaz vakitleri gelince, namazı tam olarak kılmak. Nisâ Sûresi’nde
meâlen, buyuruldu ki:
            “Namazınızı tam olarak ve dosdoğru kılın! Çünkü, namaz müminler üzerine
vakitleri belli olarak farz kılınmıştır.”

            * Rızık hususunda Allaha güvenmek. Hûd Sûresi’nde meâlen, buyuruldu ki:
            “Yerde yürüyen canlıların hiçbiri hâriç olmamak üzere hepsinin rızıkları
Allahın üzerindedir.”

            * Cenâb-ı Hakkın taksimine râzı olmak ve kanaat etmek.

            * Cenâb-ı Hakkın emirlerine ve hükmüne sabır ve rızâ göstermek.

            * Cenâb-ı Hakkın nimetlerine şükretmek.

            * Helal kazanıp, helal yemek. A’râf Sûresi’nde meâlen, buyuruldu ki:
            “Size rızık olarak verdiklerimizin en temizlerinden, en güzellerinden
yiyiniz!”   
    
               
    
            Allah adamları ile sohbet aklı artırır. Alâeddîn-i Attâr “Rahmetullahi
Aleyh”

Hayat Düsturlarımız - 21 Nisan 2011

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

            -Günahkar olduğu halde, boynunu büküp tevbe edenleri Allahü teâlâ sever.
Hiç günah işlemeyip de, kibirlenerek “benim gibi var mı” diyenleri
sevmez.

            -Muhabbet hataları yok eder. Bilal-i Habeşî hazretleri “şın”ları “sin”
okurmuş. Bunun için Cebrâil aleyhisselâm gelip “Allahü teâlâ, Bilalin
sinlerini şın kabûl etdi” buyurmuş.

            -Allahü teala bir kulunu severse, bu kulu için pek çok kulunu feda eder.
O sabrederse ona ecir verir ama onu üzenler de iflah olmaz.

            -İnsanın imanının tezahürü, din kardeşleriyle beraber olmak, onları
sevmektir.

            -Din kardeşinin sevgisi sınırsız olduğu, sonsuz olduğu için doyulmaz.
Ama onun dışında neyi severseniz sevin, sınırı vardır. Din kardeşliğinin
sınırı yoktur, onun için sevgi buna denir. Sınır yoksa, sevgi denir.
Sınır varsa, o karakolda biter.
————————————————————————————————

            -Allahü teala buyuruyor ki; Bana en yakın olanınız, benden en çok
korkanınız, bana en çok ihlasla bağlı olanınızdır.

            -İnsan Allahü tealaya ibadet ederse, Cenab-ı Hak, onun dünyada işlerini
kolaylaştırır. Kabirde acır, ahirette afveder, mahşerde afveder. Biz
yeter ki, ihlâsla Allahü tealaya ibadet edelim. İhlâsla ibadet ettikten
sonra, her ne gelirse yahşidir.

            -İhlas ile yapılan dua kabul olur.

            -Dualar red olmaz, yeter ki, ihlâsla olsun.

            -Hiçbir müslüman üzüntüye düşmesin, ye’se kapılmasın. Allahü teala
sure-i Kefhin son ayetinde müjde veriyor, söz veriyor. Buyuruyor ki; Kim
ihlasla ibadet yaparsa, gideceği yer cennettir. Allahü teala söz
veriyor. Ama ihlas şartıyla. İhlassız amel, felakettir.

Huzur Pınarı

Hayat Düsturlarımız - 20 Nisan 2011

Nisan 20, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

Hayat Düsturlarımız - 20 Nisan 2011

-Bütün dünyada, Efendi hazretlerinin mübârek ruhuna Fâtiha okunuyor.
Cenab-ı Hak sevdiklerini zâyi etmez.

-Bizim kitaplar, Abdülhakîm efendi hazretlerinin eserleridir.

-Efendi hazretleri çok mütevazi idi, buyurdu ki; “Biz kim oluyoruz ki,
İslâm âlimlerinin yanında hazır olsak hesâba katılmayız, gaib olsak
aranmayız.”

-Subay çıktığımda, Şakir efendi, “Hilmi yıldızları takmış” dedi. Efendi
hazretleri de, “Hilmi yıldızları on sekiz yaşında taktı” buyurdu. Efendi
hazretlerini on sekiz yaşımda tanımıştım.

-Efendi hazretleri buyurdu ki, herkes hacda, bir dua eder, Ben de;
“Benden okuyanı âlim eyle” diye dua etdim.

————————————————————————————

-Efendi hazretlerinin elinin değdiği yer, bin sene feyz kaynağıdır.
Mesela Sedat beğ Efendi hazretlerinin elini öpmüştür.

            -Yatarken Kul’eûzüleri okuyun, Efendi hazretlerinin sünnetidir. Efendi
hazretleri vefatına yakın Ankara’da her akşam sesli olarak üçer tane
Kul’eûzüleri bana okutturur, üflettirirdi. Sonra örter çıkardım.

            -”Allahümme innî eûzü bike min hemezâtişşeyatin”. Ya Rabbi, şeytanların
aldatmasından, şeytanların şerrinden sana sığınırım. Bunu Efendi
hazretleri çok okurdu.

            -Efendi hazretlerine sormuşlar, bu zamanda evliya varmıdır demişler.
Buyurmuş ki, haramlardan sakınan, namazını kılan, farzları yapan
zamanımızın evliyasıdır.

            -Efendi hazretleri, Seyyid Fehim hazretlerinin oğlu Mehmed Masum efendi
ile konuşuyordu, beni çağırdı, benim için ona dedi ki, “Bu benim
oğlumdur, elini ver de öpsün” Mehmed Masum efendinin elini öpmekle
şereflendim.
——————————————————————————————-

-Efendi hazretlerinden duyduğum her şeyi yazdım. Diğer yazdıklarım da
Efendi hazretlerinin tavsiye ettiği kitaplardandır.

            -Efendi hazretlerinden duymadığım bir şeyi söylemiyorum, yazmıyorum.
Onun için, okuyanlar, dinleyenler rahat ediyor.

            -Efendi hazretlerinin kelime hazinesi çok zengindi, yabancı kelime de
kullanırdı.

            -Efendi hazretleri çok mütevazi idi. Vaaz ederken yakınındakilere,
yavaşca, ağzımdan yanlış kelime çıkarsa beni ikaz edin, çünki ben
mânâları düşünürüm kelimeye kıymet vermem buyururdu. Bunu tevazudan
söylerdi. Hiç yanlış bir kelime söyleyip ikâz edildiği olmadı. 

            -Efendi hazretleri, vefatına yakın beni hep yatağında oturturdu. Birgün
yavaş sesle buyurdu ki kendi kendine, “Arş-ı alayı görüyorum. Ne güzel,
ne güzel. Kendimdeyim. Şuurlu konuşuyorum. Şuurum yerinde, bilerek
söylüyorum” buyurdu.
————————————————————————————————

-Efendi hazretlerinin karşısında otururken yüzlerine bakamazdık,
utanırdık. Şimdi resimden doya doya bakabiliyoruz.

            -Abdülhâkîm efendi hazretlerinin yüzüne bakamazdım, kalbi kırılır diye
korkardım.

            -Efendi hazretlerine acırdık, böyle derin âlim tanınmıyor, buralarda
yazık oluyor derdik.

            -Efendi hazretlerini görmeseydik, dinimiz de, dünyamız da mahvolacaktı.
Dinden ve dünyadan haberim olmayacaktı. Efendi hazretlerinin himmetiyle
dînimizi de, dünyamızı da kurtardık.

            -Eshâb-ı Kiramın köleleri tâbiinin en üstünleridir. Cenab-ı Hak bizlere
de nasib etti, Abdulhakîm efendi hazretlerine hizmetçilik yaptım.
——————————————————————————————-

-Efendi çok heybetli idi. Yüzüne bakamazdık. Efendi böyle heybetli
olunca, Peygamber efendimiz kimbilir nasıl heybetli idi.

            -Efendi hazretlerinin hiç sert konuşduğunu görmedim. Hep daima
güleryüzlü, tatlı dilli idi.

            -Biz, Efendi hazretlerinden öğrendiğimiz hak yolda bulunuyoruz.
Başkalarına karışmayız.

            -Efendi hazretleri ilk görüşde beni muhabbetle tebşir eyledi, davet ile
de şereflendirdi. Ne büyük se’âdet bizim için.

            - Rabbimizin lütufları bize, Abdülhakîm efendi hazretlerinden geliyor.
————————————————————————————————

 -Osmanlı sultanları hâdim-ül islam idiler. Şimdi o vâzifeyi yapan
kişilere ne mutlu. Cênâb-ı Hak istediği yerde nur yağdırır, istediği
yerde zulmet yağdırır. Ne mutlu o nur yağan kimselere. Nur içinde kalan
kimselere ne mutlu. Onlar için zaten dünyanın kıymeti kalmaz.
            
            -Osmanlı sultanlarının hepsi iyi idi, dine hizmet ettiler. En çok hizmet
eden Abdülhamid han idi. Hizmet şekli de bizimkine benziyordu.

            -Efendi hazretleri, Abdülhamid hanın kabrinin önünden geçerken,
“Esselâmu aleyke ya melikil âdil” diye selam verirdi.

            -Eğer Efendi hazretlerini tanımasaydık, ya kör olarak gidecektik, ya
sapık yola sapacak, şaşı olacaktık.

            -Evliyanın sevgisini kazanabilmek için senelerce hizmet edilir. Efendi
hazretleri beni ilk görüşte “Küçük efendi seni sevdim” dedi ve evine
davet etti.

Huzur pınarı

Hocamın her işi makbuldür

Nisan 10, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

Hoca Ahmed Yesevî “rahmetullahi aleyh” hazretlerinin dergâhında bütün
sevenleri toplandı. Hoca Ahmed Yesevî hazretleri imâm oldu. Namaza
başladılar. Cemâatte, Hakîm Ata ile Sûfî Muhammed Dânişmend de vardı.
Namaz esnâsında Hoca’dan bir ses çıktı. Cemâat; “İmâmın abdesti
bozuldu.” diyerek namazı terk etti. Hakîm Ata; “Hocamın her işi
makbuldür, hatta onun bir hatası, benim bütün sevablarımdan makbuldür”
diye düşündü ve hiç çekinmeden namazına devâm etti. Sûfî Muhammed
Dânişmend de, Hakîm Ata’ya bakarak “Bunun bir bildiği var, ben de buna
tabi olayım” diye düşünerek namaza devâm etti. Hoca selâm verince; “Ben
sizin bu yoldaki derecenizi anlamak istedim. O ses benden değil,
belimdeki hançerin kınından çıktı. Sizin bu halinizden, benim bir tek
mürîdim, bir de yarım mürîdim olduğu anlaşıldı.” dedi.

Huzur Pınarından Damlalar 10 Nisan 2011

Nisan 10, 2011 by admin  
Filed under Huzur Pınarından Damlalar

 -Öyle yaşayın ki, kimse sizin yüzünüzden cehenneme gitmesin. Onun için,
ya hayır söyle ya sus.

            -Gıybet edenleri dinleyenler yandılar. Gıybet edene  “sus”  diyene yüz
şehit sevabı vardır.

            -Lüzumsuz konuşanı, gıybet edeni aranızda tutmayın, evvelâ nasihat edin,
dinlemezse onunla arkadaşlık etmeyin.

            -Çok şey konuşan bir kimsenin aklının az olduğu anlaşılır.

            -Düşünerek konuşun, lüzumsuz söz söylemeyin, hele münakaşa zararlıdır ve
yasaktır. Münakaşa dostla yapılırsa dostluğu azaltır, düşmanla yapılırsa
düşmanlığı arttırır.

 

HUZURPINARI